Merhaba Dostlar;

Böyle bir konu başlığı seçmem elbette tesadüfi değil malumunuz… Birkaç gün sonra 19 Mayıs Atatürkü Anma Gençlik ve Spor Bayramını hep birlikte kutlayacağız. Bu günün ne zaman bayram olarak ilan edildiğini kısa bir bilgi olarak belirtmeden geçemeyeceğim. 19 Mayıs 1937 tarihinde Atatürk ün talimatıyla bayram ilan ediliyor. Atatürk bu günü bir ülkenin kurtuluş günü olarak belirtiyor. Zira bugün Atatürk ün Samsuna ayak batığı ve milli mücadelenin fitilinin ateşlendiği gündür. Ama 1937 yılında resmi bayram olmuştur. Yani Atatürk sadece iki 19 Mayıs Bayramını görmüştür. Gençlik ve Spor Bayramı olarak ilan edilen bugün, 1981 anayasası ile de Atatürkü Anma Gençlik ve Spor Bayramı olarak isim değişikliğine uğramıştır. Bu vesileyle Aziz Milletimin 19 Mayıs Atatürkü Anma Gençlik ve Spor Bayramını tebrik ediyorum. Bu bilgilerden sonra, gelelim asıl değinmek istediğim meseleye…

Gençliğimizin bugün içinde bulunduğu durum bizi gelecek adına ne kadar umutlandırıyor? Böyle bir soru geldi aklıma ve bu konuyu sizlerle hasbihal etmeye karar verdim. Malum çağımız bilim ve teknoloji çağı; artık tek bir tuşla aklınıza gelebilecek her türlü bilgiye belgeye ulaşabiliyoruz. Dünya hızla küçülüp, hızla globalleşiyor. Dünya resmen avuçlarımızın içinde… Artık herkesin elinde bir akıllı telefon, her evde bilgisayar, televizyon, tablet aklınıza ne gelirse teknolojinin tüm nimetlerini kullanıyoruz. Elbette bu durum rahatlık, konfor ve gelişmişlik adına önemli ve olumlu buna itirazım yok. Ben dahil herkes bu teknolojik çağı damarlarımıza kadar yaşıyoruz.  Teknoloji düşmanı değilim elbette. Teknolojiyi yerinde ve doğru bir şekilde kullanmanın her zaman yanındayım. Ben olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum müsaadenizle. İnsan hayatını kolaylaştıran teknoloji sosyal hayatımıza neler getiriyor peki? İnsan ilişkileri nasıl etkileniyor? İnsanlar artık birbiriyle konuşmuyor maalesef. Ziyaret edilmiyor büyükler. Saygı duyulmuyor, hürmet görmüyor çevremizde ki yaşlılarımız. Bir toplu taşıma aracına binin ve ayakta ki yolcular dahil bir kez bakın lütfen. Emin olun telefonun içine gömülmemiş bir Allahın kulunu göremeyeceksiniz. Yaşlı teyzeler amcalar  elinde poşetleriyle ayakta beklerken; bizim geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz akıllı telefonlara esir durumda. Tam da bu noktada şöyle bir söz söylemek istiyorum:

‘Eskiden telefonlar akılsız, ama insanlar akıllıydı. Ama şimdi telefonlar akıllı insanlar akılsız.’

                                                                                                               Hasan KÖKMEN

Tarih yazsın lütfen bu sözü bir kenara. Kimilerine ağır gelebilir bu sözüm ama bu böyle maalesef. Ben üzülüyorum bu tarz manzaraları görünce. Tarihine sahip çıkan, milli değerlerine bağlı, vatanına, milletine, bayrağına, devletine bağlı bir gençlik görmek istiyorum. Teknolojiye esir bir gençlik değil. Saygıyı sevgiyi unutmuş bir gençlik değil. Bir diriliş var, bir kıvılcım var, bu ibareleri görmek bir nebze rahatlatsa da içimi yine de korkmadan edemiyorum ve bu soruyu kendime şu sıralar sıkça soruyorum:

Gençlik nereye gidiyor?

Ves-selam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner24