Ölürken İnsanlık,  Ramazan-I Şerife Tutunmak…

Mübarek bir ayın iklimine girmenin heyecanı ile doluydu yüreğim… Aylar öncesinden Ramazanı Şerif ayına kavuşmanın hayaliyle bekliyordum. Üç ayların başladığını duyduğum an Ramazan ayına bir an önce kavuşma isteğim beni tamamen esir almıştı. Zira Ramazan demek huzur demekti, bereket demekti, yardımlaşma demekti, mazlumun, fakirin bir nebze yüzünün gülmesi demekti, sevgi, huzur, barış ve mutluluk demekti benim nazarımda… Zalim nefsim içinde, kilitli kaldığım günah odasından kurtulmak için; rahmet, mağfiret ve belki de cehennemden azad olmak adına elime geçirdiğim altın bir anahtardı Ramazan…

Ben ve benim gibi binlerce insan bu denli aşkla beklerken, geldi işte 11 ayın ve de gönüllerimizin Sultanı Ramazan-ı Şerif… Geldi ama yine gözyaşı, yine zulüm haberleriyle birlikte…Bir avuç insan müsvettesi ve onların uşaklığını yapan sözde süper güç birlikte kurdular yine kirli tezgahlarını… Kudüs e, Mescidi Aksa’ya kadar uzattılar o masum kanlarla kirlenmiş ellerini ve kokuşmuş zihniyetlerini… Ama sustu yine tüm Dünya… Benim için en acısı da, sustu yine 2 milyar sözde Müslüman… Kundakta 8 aylık bir bebek öldürülürken de sustular. İki bacağı ampute olan Filistinli kardeşim şehadete yürürken de sustu herkes… Şehadete yürüyenler için mutluyum ben, çünkü cennette Peygamberime (S.A.S) ve Cafer-i Tayyar (R.a) misafir olacak o kardeşlerim biliyorum. Ama bilemediğim bir şey varsa oda; bu İslam coğrafyasının sessizliğini daha ne zamana kadar sürdüreceği. Ne zaman zalime dur diyeceği. Bir tarafta nüfusu da kapladığı alanda tıpkı karakteri gibi küçücük olan bir devlet, diğer tarafta koca İslam Coğrafyası… Nasıl kan ağlamaz yüreğim, nasıl üzülmem ki bu durum karşısında, hangi vicdan sahibinin diner gözyaşları bu zülüm karşısında, inanın bilmiyorum. Ama susmayan, zalime boyun eğmeyen azınlığın içinde, tüm dünyaya Hakkı haykıran bir liderimiz var ya işte teselli kaynağım bu şimdilik. Dünya elbette ki beşten büyüktür. Bunu her zaman her yerde söyleyeceğiz ölmesin diye insanlık… O sekiz aylık yavru da, o sapanla taş atan ampute kardeşimde, o yaşlı teyzede beşten kat kat büyüktür ve hep büyük kalacaktır benim kendi dünyamda…

Gönül isterdi ki dünyada ki tüm inananlar, bu mübarek ayı huzur ve mutlulukla karşılasın. Gönül rahatlığı içinde, aşkla, huşu ile ibadetlerini yapsın ama olmadı yine bulandırdı birileri o kirli elleri ile gönül pınarlarımızı. Şimdi gözyaşı var, baktığımız her yerde oluk oluk mazlum kanı akıyor Ortadoğu coğrafyasında. Ve birileri hala gülüp eğlenebiliyor bu gördükleri elim manzara karşısında… Ben dilsiz şeytan olmayacağım asla, zulmü de zalimi de elim, dilim, kalbim tüm benliğimle lanetlemeye devam edeceğim. Bu tablo bana en büyük acıyı, ölen insanlık değerlerimizi yüzüme vurarak gösteriyor aslında. Çırpınan bir avuç insan var. Ölmesin diye insanlık ama sadece çırpınıyorlar… Bu çırpınış bir uyanışa vesile olacak umuyorum ve Yaradan’ın yardımı da en kısa zamanda gelecektir inşallah. Çünkü mutlak zafer sahibi yalnızca O’dur. (c.c) Sadece Filistin de değil, dünyanın bir çok yerinde ölürken insanlık, bize düşen bu mübarek ayın ikliminde Allah’ın ipine daha sıkı sarılmak ve bol bol dua etmek olmalıdır. İnsanlığın kurtulması ölmemesi için ve zülme dur demek için…Haydi duaya, haydi Ramazan-ı Şerif ayına tutunmaya….

Ves-selam…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hasan Kökmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haber7 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haber7 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Sitemizin yeni yüzünü nasıl buldunuz ?